Kutlu Doğum Haftası
"Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107) Yapılan hiçbir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir. Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği
Devamını oku...
Üç Aylar ve Fazileti
22 Mayıs 2012 Salı Üç Ayların Başlangıcı İslam`ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları.
Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.
Devamını oku...
Velîlerden Yardım İstemek
Velide meydana gelen olağanüstü haller Allah Tealâ hazretlerinin kudretinin neticesidir. Velinin kerametleri, Peygamber mucizesinin onun doğruluğunu belgeleyen birer parçasıdır. Bir velide keramet olan her şey, o velinin bağlı bulunduğu peygamber için bir mucize olur. Şu halde mucize ile kerametin meydana geliş ve tahakkuk itibariyle mahiyeti birdir.
Allah Tealâ’nın yaratmasıyla meydana gelirler. Allah Tealâ’dan bir şey isterken, peygamberin veya falan velinin hatırına demek “tevessül”dür. “İstigâse” ise peygamber veya veliyi doğrudan doğruya çağırmaktır. Alimlere göre tevessül ve istigâse caizdir. Faydaları vardır.
Ehl-i Sünnet alimlerinden tevessül ve istigâseyi meşru görenlerin açıklamaları şöyledir: Allah’a dua ederken vesile kullanan ya da doğrudan doğruya bir veliyi çağıran kimse, alemde tasarruf sahibi olanın yalnız Allah Tealâ olduğunu bilir, inanır. Bu durumda tevessül ve istigâse tevhid inancına zarar vermez. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği gibi bazı kulların Allah yanında şefaat etme hakkı vardır. Allah Tealâ bu şefaat hakkını sevdiği ve razı olduğu kullarına verir. Şu ayet-i celileler buna delildir:
“İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir?” (Bakara, 255). “Allah’ın huzurunda kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.” (Sebe, 23)
Peygamber s.a.v. Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:
“Nice saçı sakalı karışık, başı toz içinde adamlar var ki, bunlar bir şeyin olması için Allah’a yemin etseler, Allah onların yeminini yerine getirir.”
O halde öyle velileri şefaatçi etmekte, onların hürmetine Allah’tan istemekte bir sakınca yoktur.
Yusuf Nebhanî hazretleri şöyle buyuruyor: “Cenab-ı Hak çoğu işi sebeplere bağlamıştır. Onun için hakiki tesiri Allah’tan bilmek şartıyla sebeplere başvurmak sakıncalı değil, bazen lüzumludur. Kuyuya düşen bir adam, kendisini çekip kurtarmaları için başkalarını çağırır. Hasta adam doktora gider. Zulme uğrayan hakime başvurur. Bunlar şirk ve küfür değil de, neden bir nebiyi veya veliyi yardıma çağırmak şirk olur! Velileri imdada çağırmak şirk ve küfür değildir. Çünkü velilerin, Cenab-ı Hakk’ın onlara verdiği kerametle, O’nun izni dahilinde uzağı görmesi, sesleri duyması, tayyı mekan etmeleri mümkündür. Bu sebeple onlar uzakta bile olsalar yakın sayılırlar. Velilerin hayatta olmaları ile kabirde olmaları arasında, kerametleri bakımından fark yoktur.”
Peygamberimiz s.a.v.’in; “Beni vefatımdan sonra ziyaret eden hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” ve “Amelleriniz bana arz edilir. Onları iyi bulduğum zaman Allah’a hamd ederim.” buyurmuş olması, vefat edenlerin de duyduğuna, dünya ile mahiyetini bilmediğimiz bir ilişki içinde olduklarına işarettir.
İstigâse sahih hadislerle de sabittir. Buna bir misal:
Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in yanına bir âmâ geldi, gözlerinin görmemesinden şikayet etti. Efendimiz ona sabır tavsiyesinde bulundu. Fakat adam kendisini gezdirecek kimsesi olmadığını söyledi. Rasulullah s.a.v. ona şöyle buyurdu: “Git abdest al ve iki rekât namaz kıl. Ondan sonra, ‘Allahım ben rahmet nebisi Muhammed ile sana dua ediyorum. Allahım onu bana şefaatçi yap. Şefaatini kabul et.’ de.” Adam kendisine söylenenleri yaptı, biraz sonra gözleri açıldı. Bunun üzerine Allah Rasulü ona “Başka ihtiyaçların olursa da böyle yap.” buyurdu.
Ayet-i kerimede buyuruluyor ki:
“Onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler ve hem kendileri istiğfar etse hem de sen onlara istiğfar etsen, Allah’ın tevbeleri kabul ettiğini, merhametli olduğunu görürsün.” (Nisa, 64)
Bu ayet, peygamberin onlara edeceği istiğfarın, onların istiğfarının kabulüne sebep olacağının delilidir. Onun için hacca gidenler bu ayeti okuyarak Rasulullah s.a.v.’in huzuruna varırlar.
Binbir Damla
- Büyük İslam İlmihali
- Yasin - i Şerif
- Kur'an - ı Kerim Meali Sesli
- Kur'an - ı Kerim Oku ve Dinle
- Kur'an - ı Kerim Dinle
- Kur'an - ı Kerim Meali
- Esma - i Hüsna
- Hadis-i Şerif
- Sevgili Peygamberim Sesli
- Semerkand Tv Canlı İzle
- Peygamber Efendimizin (S.a.v.) Şemaili
- 2012 Yılı Dini Günler Listesi
- Elif Ba Harfleri
1. Recep 1433
Bir Söz Bir Şiir
![]()
Dağlar ile taşlar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Seherlerde kuşlar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Sular dibinde mâhiyle,
Sahrâlarda âhû ile,
Abdal olup yâ Hû ile,
Çağırayım mevlâm seni.
Gökyüzünde Îsâ ile,
Tûr Dağında Mûsâ ile,
Elindeki asâ ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Yûnus okur diller ile,
Ol kumru bülbüller ile,
Hakkı seven kullar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
YUNUS EMRE
![]()
Büyüklerden İnciler

Gavs-ı Bilvanisi (ks.) hatmedeki sır ve şeref ile iligli bir sohbetinde şöyle buyuruyor;
“İnsanlar, bir araya gelip hatme/zikir yapmanın faziletini bilselerdi, hasta ya da sakat olsalardı bile yinede sürünerek hatmeye gelirlerdi. Çünkü hatmenin manevi reisi Resul-i Ekrem Efendimizdir(s.a.v).O bir meclise manen şeref buyurur ve oradakilerin dileklerini Allah Teala’ya ulaştırır.Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) ilahi huzura arz ettiği geri çevirilir mi?”

Ayet-i Kerime

O’nun ilminden, kendisinin dilediğinden başka bir şey kavrayamaz. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları korumak kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.” [Bakara: Süresi 255]
ESMA-UL HUSNA
![]()
Allah Teala, ümmetimin söylemedikleri veya yapmadıkları müddetçe içlerinden geçirdikleri kötülükleri bağışlamıştır” buyurdu. Sahih-i Müslim: 181




