Kutlu Doğum Haftası
"Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107) Yapılan hiçbir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir. Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği
Devamını oku...
Üç Aylar ve Fazileti
22 Mayıs 2012 Salı Üç Ayların Başlangıcı İslam`ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları.
Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.
Devamını oku...
İdeallerimiz İslama Uygun mu ?
İde,,fikirdir. İdealler insan beyninin mahsulüdür. Her insanın kendine göre bir ideali vardır. Bir gencin ideali neyse, o genç odur. Çünkü
her çocuk, bir fidandır. Bu fidan akasya da olabilir. Kayısı da olabilir. En çok çiçek açan akasyadır. Meyve vermeyen de bu ağaçtır. İdealsiz genç, akasya gibidir. Çok çiçek açar, ümit verir amma meyve vermez.
Mehmed Akif diyor ki;
Ben böyle durmayacaktım dili bağlı.
İslam'ı uyandırmak için haykıracaktım.
Gür hisli gür imanlı beyinler coşar ancak.
Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım.
Haykır! Kime lakin? Ellerdi yatanlar, sağa baktım sola baktım...
Mademki ideal fikre bağlıdır; fikirlerimiz de Kur'an'a bağlanırsa çok iyi neticeler alırız.
İdealler, Avrupa'da sanatkârları, devlet adamlarını ve zalimleri gün ışığına çıkarmıştır. İdealler, İslamiyet'te alimleri, arifleri yetiştirmiştir. Fikirler bir nokta gibidir. Nasıl ki bir noktadan sonsuz çizgiler çıkar. Aynı şekilde insan beyninden de sonsuz sayıda fikirler çıkar. Bu fikirlerin hangisi doğrudur? İşte burada kafa karışıklığı başlar.
Düşüncelerimizi ve planlarımızı İslam'ın mihengine vuracağız; İslamiyet'e uygun olan her davranış, iş ve düşünce doğrudur.
Fikirler, bir ata benzer. At da süvariye göre koşar.
İdeal denilen bu kelime, dünyayı şekilden şekle soktu... Halen bu hal devam etmektedir. Şimdi anlaşıldı ki, ideolojilerle gerçeği bulmak mümkün değil. Çünkü İslamiyet gerçeğin ta kendisidir. Dünya, İslam medeniyetini bekliyor.
Devlet planında İslam medeniyetini kuramazsak, fert planında İslam medeniyetine ayna tutabiliriz. Mesela bir Müslüman, ilmi, tekniği bilir bu dallarda başarılı olur, İslam ahlâkına da tâbi olursa, İslam medeniyeti onun şahsında görülür.
Hayatım boyunca en büyük idealim bu olmuştur: İslam medeniyetini şahsımda yaşamaya çalışmak...
"Hesaba çekilmeden evvel, nefsinizi hesaba çekiniz", buyrulmuş.
İnsanın çok büyük idealleri olabilir. Fakat bu büyük ideallerin hiçbirisi saadet-i ebediye'ye ulaşmaktan daha önemli değildir!..
Elbette ki bir Müslüman'ın düşünmesi lazım: İdeallerimi ne kadar gerçekleştirebildim?
Amma insanın ideallerine kavuşması bütünüyle elinde değildir. Çünkü her insanın kurduğu şahsî nizam, küllî nizamın içindedir. Dolayısıyla murad-ı İlahi bilinmediğinden şahsî ideallerimizin de ne kadarının gerçekleşeceği bilinmez. Kader, sevk-i İlahi her türlü ideali aşar, Allah'ın dediği olur.
Dünya meselelerinde insanın eli kısa, aklı yetersiz, gücü az olabiliyor. Bu sebepten insan, dünya işlerine istediği gibi nizam veremez.
Şunu da düşünmek lazım. İdeallerimin gerçekleşmesi mi hakkımda hayırlıydı, gerçekleşmemesi mi?
Mesela benim "iyi ki gerçekleşmedi" dediğim hayallerim vardır. Babam şöyle dua ederdi: "Allah'ım bana hakkımda hayırlının da hayırlısını ver." Böyle dua etmek lazım.
Bediüzzaman Hazretleri, bu meseleyi şöyle halletmiş: Geçmişi bırak, geri döndüremezsin, geleceği düşünme hükmedemezsin. Bulunduğun ânı İslam'a uydur...
İslamiyet, anbean yaşanır. Bir dakika sonra ne olacağımız belli değil... En büyük ideal, "ben şu anda İslam'a uygun halde miyim, İslam'a uygun bir işle meşgul muyum?"
Saatler, saniye saniye ömrümüzü bitiriyor. Bunun için biz de saniye saniye İslamiyet'i yaşayalım. Öleceğimiz saniyenin Müslüman'ca olmasına çalışmak... En büyük ideal budur...
Binbir Damla
- Büyük İslam İlmihali
- Yasin - i Şerif
- Kur'an - ı Kerim Meali Sesli
- Kur'an - ı Kerim Oku ve Dinle
- Kur'an - ı Kerim Dinle
- Kur'an - ı Kerim Meali
- Esma - i Hüsna
- Hadis-i Şerif
- Sevgili Peygamberim Sesli
- Semerkand Tv Canlı İzle
- Peygamber Efendimizin (S.a.v.) Şemaili
- 2012 Yılı Dini Günler Listesi
- Elif Ba Harfleri
1. Recep 1433
Bir Söz Bir Şiir
![]()
Bu benim öyle bir kardeşimdir ki O’nu annem dünyaya getirmemiştir. Babamın, amcamın soyundan da değildir. Ama ona canım fedadır.” Bir çocuk ağzından dökülen, çocukça dizelerdir bunlar. Lakin büyük şeyler söyler.Büyük şeyler görür, büyük şeyler gösterir. Çocuk gözlerle gördü, çocukken gördü. Çocuk kalbiyle sevdi, daha çocukken sevdi. Gün geldi sevgisi, hürmeti, hizmetiyle felah buldu. Kendisiyle birlikte binlerce insan felah buldu. Aynı anda iki hürriyete kavuştular
![]()
Büyüklerden İnciler
![]()
Ağaçtan düşen yaprak nasıl 'kurumaya'
mahkumsa; Gönülden düşen insan da
'unutulmaya' mahkumdur.
Necip Fazıl Kısakürek...
![]()
Ayet-i Kerime

O’nun ilminden, kendisinin dilediğinden başka bir şey kavrayamaz. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları korumak kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.” [Bakara: Süresi 255]
ESMA-UL HUSNA
Ayrılırken Selam Vermek (Bir Kimsenin Meclisten Kalktığı Bir Veya Daha Çok Arkadaşından Ayrıldığı Zaman Selâm Vermesinin Müstehap Olduğu) Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Sizden biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir.”[1] * Bir yere girerken ve çıkarken selam verilmesi peygamberimizin hem sözüyle hem de davranışıyla öğrendiğimiz sünnetlerdendir. Her ikisi de fazilet ve sevap yönünden birbirinden farklı değildir. Bu selam vermeler müslümanlar arasında iyi ilişkilerin geliştirilmesi ve devamını sağlayan ahlaki kurallardandır. İlk gelindiğinde verilen selam gelen kişinin iyi niyet ve hayır için geldiğinin ve kötülük ve şer bulunmadığının bir ilanıdır. Ayrılırken verilen selam ise kendisinin o kimseler yanında bulunmadığı sürece hem kendi kötülüklerinden hem de her türlü kötülüklerden emniyette olmaları arzusunun bir ilanı olduğunun işaretidir. Böylelikle iki selam arasında bir fark yoktur. [2]





