Kutlu Doğum Haftası
"Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107) Yapılan hiçbir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir. Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği
Devamını oku...
Üç Aylar ve Fazileti
22 Mayıs 2012 Salı Üç Ayların Başlangıcı İslam`ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları.
Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.
Devamını oku...
Müddessir Suresi Meali
74-el-MÜDDESSİR
Mekke'de nâzil olmuştur; 56 (ellialtı) âyettir. Sûre, adını ilk âyetindeki "el-müddessir" kelimesinden almıştır. "Müddessir", örtüsüne bürünen, sarınan demektir. Hz. Peygamber'e hitap eden ilk âyet, Müzzemmil sûresinden önce nâzil olmuştur.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1. Ey bürünüp sarınan (Resûlüm)!
2. Kalk, ve (insanları) uyar.
3. Sadece Rabbini büyük tanı.
4. Elbiseni tertemiz tut.
5. Kötü şeyleri terket.
6. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
7. Rabbinin rızasına ermek için sabret.
8. O Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya,
9. İşte o gün zorlu bir gündür.
10. Kâfirler için (hiç de) kolay değildir.
11. Tek olarak yarattığım, kimseyi bana bırak,
12. Kendisine geniş servet verdim,
13. Göz önünde duran oğullar (verdim),
14.Kendisine bir döşeyiş döşedim.
15. Üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.
16. Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.
17. Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
18. Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
19. Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!
20. Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!
21. Sonra baktı.
22. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
23. En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi.
24. "Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir."
25. Bu, insan sözünden başka bir şey değil."
26. Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.
27. Sen biliyor musun sekar nedir?
28. Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
29. İnsanın derisini kavurur.
30. Üzerinde ondokuz (muhafız melek) vardır.
31. Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını atrttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?" desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.
32. Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,
33. Dönüp gitmekte olan geceye,
34. Ağarmakta olan sabaha andolsun ki,
35. O (cehennem), büyük musibetlerden biridir.
36. İnsanlık için, uyarıcıdır.
37. Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için (uyarıcıdır) .
38. Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir;
39. Ancak sağdakiler başka.
40. Onlar cennetler içinde sorarlar.
41. Günahkârların durumunu:
42. "Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye
43. Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
44. Yoksulu doyurmuyorduk,
45. (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,
46. Ceza gününü de yalan sayıyorduk,
47. Sonunda bize ölüm geldi çattı.
48. Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
49. Böyle iken onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviriyorlar?
50. Kaçan yaban eşekleri gibi,
51. Âdeta arslandan ürkmüş.
52. Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (ilâhî vahiy) verilmesini istiyor.
53. Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
54. Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!
55. Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.
56. Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.
Binbir Damla
- Büyük İslam İlmihali
- Yasin - i Şerif
- Kur'an - ı Kerim Meali Sesli
- Kur'an - ı Kerim Oku ve Dinle
- Kur'an - ı Kerim Dinle
- Kur'an - ı Kerim Meali
- Esma - i Hüsna
- Hadis-i Şerif
- Sevgili Peygamberim Sesli
- Semerkand Tv Canlı İzle
- Peygamber Efendimizin (S.a.v.) Şemaili
- 2012 Yılı Dini Günler Listesi
- Elif Ba Harfleri
1. Recep 1433
Bir Söz Bir Şiir
![]()
"Kimi zaman geri kalmak ileriye geçmektir, Tüm zamanlardan ileriye ve tüm mekanlardan ötelere. Kimi zaman zayıf olmak aslında en güçlü olmaktır. Görünenin ve bilinenin ötesinde bir hayat vardır çünkü. Sınırları görünenin ve bilinenin ötesinden çizilir"..
![]()
Büyüklerden İnciler

Seyda Hazretleri(k.s) yanındaki sofiye bir gün şöyle demiş:
Bana istediğini sor, bugün senin sorularına cevap vereceğim. Adam da sormuş durmuş. Sorularından bir tanesi de,
Kurban, size herkes gelip mürid olabilir mi??
demiş.
Seyda Hazretleri(k.s) cevap vermiş:
Hayır, herkes bize mürid olamaz. Üç kimse vardır, sadece onlar bizim müridimiz olur.
Birinin ceddinde bir şehit vardır.ALLAH cc. o şehidin hatrına neslini bağışlamak ister, bize gönderir.
Birinin ceddinde evliya vardır, o evliya nesline dua etmiştir, Allah cc. o duadan sebep onu bize gönderir.
Ya da kişinin Allah cc.hoşuna giden ahlakı vardır. Cömerttir, ikram sahibidir. (c.c) bu güzel huyundan dolayı onu affetmek ister ve bize gönderir

Ayet-i Kerime
![]()
“Fakat unutmayın ki, onların ne etleri Allah’a ulasır, ne de kanları. Fakat O’na
ulasan, yalnızca sizin iyi niyet ve samimiyetinizdir. İste bu amaçla onları sizin
yararınıza sunuyoruz ki, O’nun sizi dogru yola iletmesine karsılık, O’nun sanını
yüceltip tekbir getiresiniz için. (Ey Muhammed!) Öyleyse güzel davrananları
müjdele” (22 Hacc 37)
ESMA-UL HUSNA
Birgün Yahudinin biri, iki yalancı şahit buldu ve Peygamber efendimize gidip dedi ki: - Yâ Muhammed! Eshâbından şu zât, benim devemi çaldı. İşte şahitlerim de burada. Peygamber efendimiz şahitlere sordu; “Doğru” dediler. Eshâb-ı kirâmdan olan o zâtı çağırtıp, buyurdu ki:- Bak hakkında şikâyet var. - Ne oldu yâ Resûlallah? - Sen bu gece bir deve çalmışsın. - Ben mi, kimin devesini? - İşte bu Yahudinin devesini. - O deveyi ben satın aldım, çalmadım yâ Resûlallah. - Peki, senin şahidin var mı deveyi satın aldığına dair? - Yâ Resûlallah ben yeni aldım daha deveyi, gören yok, bilen yok. - Bu şahitler, devenin Yahudinin olduğunu söyledi. Onun için deve Yahudiye verilecek. O mübârek zat Peygamber efendimizden rica etti: - Yâ Resûlallah! Bana biraz müsaade eder misin? Sonra mescidin bir köşesine gidip, 2 rekât namaz kıldı, elini açtı ve şöyle duâ etti: “Yâ Rabbî, ben her gece yatağa yatmadan, uyumadan evvel Cenâb-ı Peygamberimize, 10 salevât-ı şerîfe okurum. Yâ Rabbi! Eğer bu senin indinde makbul oldu ise, kabul oldu ise, beni bu sıkıntıdan kurtar! Bu deveyi ben satın aldım, ama şahitler Yahudinin olduğunu söylüyorlar.” O kişi geri geldiğinde, deve ayağa kalktı ve anlaşılır bir lisanla dedi ki: “Yâ Resûlallah! Bu Yahudi yalan söylüyor. Ben bu zatın devesiyim.” Deve konuşunca, “Deve nasıl konuşur?” diyen Yahudi ve şahitler korkup kaçtılar. Onlar gittikten sonra Peygamber efendimiz, sebebini sorduğunda şöyle cevap verdi: - Yâ Resûlallah! Benim bir âdetim var. Her gece yatmadan evvel size 10 defa salevât-ı şerîfe okurum. Allahü teâlâ bu 10 salevât-ı şerîfeyi kabul etti ve deveyi size söyletti. Peygamber efendimiz buyurdu ki: - Sen ki, bana her gece 10 salevât-ı şerîfe okuyunca, Allahü teâlâ dünyada iken seni bu sıkıntıdan kurtardığına göre, ahirette de Cehennemde yanmaktan kurtaracaktır.




