MEVLİD KANDİLİ
"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107) İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise
Şans oyunları haram mı ?
Boş yere geçen her ânın pek çok fırsatları da beraberinde götürdüğü kabul etmemiz gereken bir gerçektir. Çünkü insanın vakti dünyanın ömrüne nisbetle çok az ve kısadır. Bu bakımdan, tek bir saniyesi dahi altından daha kıymetli olan zamanın, ebedî hayata nur ve ışık tutacak
Safer Ayı
Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bilindiği gibi Muharrem ayıır ve içinde aşûre günü vardı. Üçüncüsü ise Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza ve gönlümüze teşrif etti. Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde farz kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları
Devamını oku...
Müzik ve İlahi
30. Rebiülevvel 1433
RADYOONBES
Site Dili
Bir Söz Bir Şiir
![]()
"Kimi zaman geri kalmak ileriye geçmektir, Tüm zamanlardan ileriye ve tüm mekanlardan ötelere. Kimi zaman zayıf olmak aslında en güçlü olmaktır. Görünenin ve bilinenin ötesinde bir hayat vardır çünkü. Sınırları görünenin ve bilinenin ötesinden çizilir"..
![]()
Büyüklerden İnciler
![]()
Bediüzzaman Said Nursi (k.s) ibadetleri “müspet ibadet” ve “menfi ibadet” olmak üzere iki bölüme ayırır. Müspet ibadetler, Rabbimiz tarafından yapılması emredilen namaz, oruç, zekat ve hac gibi irademize bağlı olarak yaptığımız ibadetlerdir.
Ayet-i Kerime

“İnsanlar yalnız “iman ettik” demekle, hiç imtihân edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar? Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri imtihan ettik. Elbette Allah (imtihan ederek), doğru söyleyenleri de bilir, yalancıları da bilir”(Ankebut, 29/2-3-
Birgün Yahudinin biri, iki yalancı şahit buldu ve Peygamber efendimize gidip dedi ki: - Yâ Muhammed! Eshâbından şu zât, benim devemi çaldı. İşte şahitlerim de burada. Peygamber efendimiz şahitlere sordu; “Doğru” dediler. Eshâb-ı kirâmdan olan o zâtı çağırtıp, buyurdu ki:- Bak hakkında şikâyet var. - Ne oldu yâ Resûlallah? - Sen bu gece bir deve çalmışsın. - Ben mi, kimin devesini? - İşte bu Yahudinin devesini. - O deveyi ben satın aldım, çalmadım yâ Resûlallah. - Peki, senin şahidin var mı deveyi satın aldığına dair? - Yâ Resûlallah ben yeni aldım daha deveyi, gören yok, bilen yok. - Bu şahitler, devenin Yahudinin olduğunu söyledi. Onun için deve Yahudiye verilecek. O mübârek zat Peygamber efendimizden rica etti: - Yâ Resûlallah! Bana biraz müsaade eder misin? Sonra mescidin bir köşesine gidip, 2 rekât namaz kıldı, elini açtı ve şöyle duâ etti: “Yâ Rabbî, ben her gece yatağa yatmadan, uyumadan evvel Cenâb-ı Peygamberimize, 10 salevât-ı şerîfe okurum. Yâ Rabbi! Eğer bu senin indinde makbul oldu ise, kabul oldu ise, beni bu sıkıntıdan kurtar! Bu deveyi ben satın aldım, ama şahitler Yahudinin olduğunu söylüyorlar.” O kişi geri geldiğinde, deve ayağa kalktı ve anlaşılır bir lisanla dedi ki: “Yâ Resûlallah! Bu Yahudi yalan söylüyor. Ben bu zatın devesiyim.” Deve konuşunca, “Deve nasıl konuşur?” diyen Yahudi ve şahitler korkup kaçtılar. Onlar gittikten sonra Peygamber efendimiz, sebebini sorduğunda şöyle cevap verdi: - Yâ Resûlallah! Benim bir âdetim var. Her gece yatmadan evvel size 10 defa salevât-ı şerîfe okurum. Allahü teâlâ bu 10 salevât-ı şerîfeyi kabul etti ve deveyi size söyletti. Peygamber efendimiz buyurdu ki: - Sen ki, bana her gece 10 salevât-ı şerîfe okuyunca, Allahü teâlâ dünyada iken seni bu sıkıntıdan kurtardığına göre, ahirette de Cehennemde yanmaktan kurtaracaktır.




