BinbirDamla.CoM

MEVLİD KANDİLİ

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)  İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise 

Devamını oku...

BinbirDamla.CoM

Şans oyunları haram mı ?

Boş yere geçen her ânın pek çok fırsatları da beraberinde götürdüğü kabul etmemiz gereken bir gerçektir. Çünkü insanın vakti dünyanın ömrüne nisbetle çok az ve kısadır. Bu bakımdan, tek bir saniyesi dahi altından daha kıymetli olan zamanın, ebedî hayata nur ve ışık tutacak

Devamını oku...

BinbirDamla.CoM

Safer Ayı

Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bilindiği gibi Muharrem ayıır ve içinde aşûre günü vardı. Üçüncüsü ise Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza ve gönlümüze teşrif etti. Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde farz kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları

Devamını oku...

kapak

Kader

Perşembe, 23 Şubat 2012  
30. Rebiülevvel 1433

RADYOONBES

BinbirDamla.Com Mail Grubuna Abone Ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Site Dili

Bir Söz Bir Şiir

Buluttan Denize  bir damla düştü. Damla denizin genişliğini görünce utandı. Kendinin hiç bir kıymeti olmadığını sandı ve, "Denizin olduğu yerde ben ne oluyorum ? doğrusu o varken be yokum " dedi. Damla kendisini böyle hor görünce bir sedef onu yuttu, sulara karışıp telef olmadı. Senedef  onu  bağrına basarak naz ile besledi, felek onun işini öyle güzel yürüttü ki padişahların taçlarına layık çok kıymetli iri bir inci oldu. damla alçak gönüllülüğü sayesinde çok değer kazandı, yokluk kapısını çaldığı için varlık buldu.

Büyüklerden İnciler

Kalbin edebi sükûttur. Susan kurtulur. Güzellik dilin altında gizlidir. Sükût, incelik, edep ve zerafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.

Diyorsun ki! Aşık oldum, "Yalan"... Aşk ile yanmadan gelme kapıma... Diyorsun ki: Yanıyorum, tamam ama "kül" olmadan gelme kapıma...

(Hz. Mevlana)

Ayet-i Kerime

“Oysa kendilerine yalnızca Allah’a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız
O’na iman ederek batıl olan her seyden uzak durmaları, namazlarında dikkatli ve
devamlı olmaları ve zekat vermeleri (mallarının bencillik kirinden arındırılması için
karsılıksız harcamada bulunmaları emrolunmustu. İste dosdogru din de budur.” (98
Beyyine 5)

 

Muhacirlerin fakirleri bir gün Efendimiz s.a.v.’e gelerek, – Ey Allah’ın Rasulü! Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimî nimetleri alıp gittiler, diye şikayetlendiler. Efendimiz s.a.v., – Neymiş o, diye sordu. – Onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor, bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyor. (Ama onlar bizden fazla olarak) sadaka (zekât) veriyor, biz veremiyoruz; onlar köle azad ediyor, biz edemiyoruz. (Bazı rivayetlerde burada, “Onlar hacca gidiyor, umre yapıyor, biz yapamıyoruz” ifadesi de vardır.) Bunun üzerine Efendimiz s.a.v.: – Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geride bırakırsınız. Hem hiç kimse sizin bu yapacağınızı yapmadıkça sizden daha faziletli olamaz. Muhacirler: – Buyurun ey Allah’ın Rasulü (öğretin), dediler. Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu: – Her namazdan sonra otuz üç kere “Sübhânallah”, otuz üç kere “Elhamdülillâh”, otuz üç kere de “Allahu Ekber” dersiniz,” buyurdu. Fakir muhacirler sevinerek Efendimiz s.a.v.’in yanından ayrıldılar. Ancak bir süre sonra tekrar gelerek şöyle dediler: – Mal mülk sahibi kardeşlerimiz bizim (sizden öğrenerek) yaptığımız ameli öğrenmişler. Onlar da böyle yapıyorlar (dolayısıyla biz yine geride kaldık). Bunun üzerine Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu: – Bu, Allah’ın fazlu keremidir; dilediğine verir.” (Buharî, Müslim)