Kutlu Doğum Haftası
"Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107) Yapılan hiçbir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir. Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği
Devamını oku...
Üç Aylar ve Fazileti
22 Mayıs 2012 Salı Üç Ayların Başlangıcı İslam`ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları.
Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.
Devamını oku...
Hadislerle Allah Dostları
Bu kısımda Rasulullah (s.a.v) Efendimiz'in saadetli dilinden Allah dostla¬rını tanıyacağız.
Böylece kendisine vâris olan ve zat-ı alisine vekâleten ümmetinin irşadını yürüten bu kamil insanları, bir de O'nun sözleri ile ele alacağız .
Çünkü gerçekten yeryüzünde, peygamberlerden sonra Yüce Allah'ın dostluğunu en güzel şekilde Rabbani alimler ve kamil mürşitler temsil etmiştir.
İmam Gazâirnin (k.s) belirttiği gibi, peygamberlikten daha üstün bir makam olmadığı gibi, bu makama vâris olmaktan daha şerefli bir şey de yoktur.Şu halde bu şerefe ulaşan kamil arifler, yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Onlarr tanımak, sevmek, kudsî halkalarına girmek, ha ve hareketlerinden istifade etmek ve sohbetleriyle bereketlenmek de o derece şereflidir.
Şunu unutmayalım: Peygamber vârisi olan arifler ve alimler, insanlık için bir rahmettir. Onlar aynı zamanda kalplerdeki Allah ve Hz. Peygamber aşkını ölçmek için en güzel bir vesiledir. Herkes Allah dostlarına karşı davranışı ile aslında kalbindeki imanı ve takvayı gösteriyor.
Böylece nefsini tanımış, edep anlayışını ortaya koymuş, peygamber sevgisini ölçmüş oluyor.
Simdi Allah dostlarının bazı özelliklerini, Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin dilinden tanıyalım.
Veliler Allahu Teala'nın Seçkin Dostlarıdır:
konuda Rasulullah (s.a.v) buyurur:
Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: Her kim benim velî kullarımdan birisine düşmanlık ederse, muhakkak ben ona harp açar (dostumun intikamını alırım
bir kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili bir şeyle bana yaklaşmamıştır. Kulum bana nafile ibadetleriyle de durmadan yaklaşır; nihayet onu severim.
Bir kere de onu sevdim mi artık ben o kulumun (özel ihsan edeceğim nurum ile) işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.
Benden herhangi birşey isterse onu verir, bana sığınırsa muhakkak onu himaye ederim.
mam Tabarânî'nin rivayeti ise şöyle başlar:
"Kim benim velilerimden birisini hafife alırsa, bana düşman olarak karşı a çıkmış olur.
Bu kudsî hadis Allah dostlarını en güzel şekilde anlatan bir hadistir. Ve- ere verilen bütün özellik ve güzellikler bu hadiste özetlenmiştir.
Hadisi biraz düşünerek okursak şu önemli neticeleri elde edebiliriz:
a- Veliler, hususiyle mürşidi kamil ilâhî koruma altındadır. Onlara eziyet rimek Cenab-ı Hakk'ı üzer.
b- Velilere sataşan kimse, Allah'ın gazabına uğrar.
c- Kamil imandan sonra herkes için en önemli amel, farzları yerine getirmektir. ilâhî, emir, hüküm ve edeplere dikkat etmeyen kimse velî olamaz.
d- Farzlardan sonra nafileler, kulun ilâhî huzura yakınlığını ve derecesi- r artırır.
e- Allah (cc) sevdiği kuluna diğer kullardan ayrı hususiyetler ve hasletler verir, Başkalarının göremediği hikmet ve tecellîleri o görür; İşitemediğini o işitir. Güç yetişemediğine o güç yetirir. Çünkü ona ayrı bir nûr ve yetki verilmiştir.
f- Veliler naz makamındadır. Duâları kabul edilip istekleri verilir. Ancak arifler Allah'tan sadace O'nun affını ve rızasını isterler. Nefislerini Allah'ın iradesine tabi ederler. Değersiz ve gereksiz şeyler için dua etmezler.
g-Allahu Teala'nın bu şekilde sevdiği ve övdüğü bir kimseyi "Ben Allah'a İman ettim, ben Rabbimi severim." diyen her müminin sevmesi ve saygı göstermesi vacip, ona yanaşıp nûrânî atmosferine girerek istifâde etmesi lazımdır. Sevgiliye ait şeyleri sevmeyen kimse, sevgisinde yalancıdır. Yalan sevgi ise, dilde bir ağırlık, gönülde bir sancıdır.
Veliler her devirde bulunur:
Veliler, her devirde bulunup Kıyamete kadar dini ihyâ ederler. Bu konuda Rasulullah (s.a.v) buyurur:
"Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar Allah'ın emrini ayakta tutmaya devam ederler. Onları terkedenler ve kendilerine karşı çıkanlar onlara br zarar veremez.
Bu durum, Allah'ın kıyamet emri gelinceye kadar devam eder. Onlar insanlara devamlı üstün gelirler.
"Ümmetimden her devirde sabikûn (hayırlarda önderlik eden ebluSahğ bulunur.
"Şüphesiz Allahu Teala bu ümmet için her yüz senenin başında onların dinlerini yenileyecek (kalpleri şirk, nifak ve gafletten, hâlleri bid'at ve ma'siyetten temizleyip kulları Allah'a sevkedecek kimseler gönderir.
Her devirde ilâhî emirleri ayakta tutacak ve dini yayacak bu kimseleri Hz. Ali (r.a) şöyle tanıtmıştır:
"Yeryüzü, Kıyamete kadar Allahu Teala'nın dinini ayakta tutacak, ayeşfe- rini ibtalden koruyacak kimselerden boş kalmaz. Onlar, insanlar içinde adedE çok az, fakat Allah katında kıymetleri çok yüksek kimselerdir."
Serrac et-Tûsî (k.s), bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:
Allah ve Rasülü, müminlere âid hangi sıfattan bahsetmişlerse o sıfata aid ,insanlar her devirde her zaman bulunur.Yoksa bulunmayan ve bulunmayacak bir şeyden bahsedilmesi boş bir şey olurdu. Veliler hakkında bahsedilen hâl ve sıfatlar da böyledir."
imamam Kuşeyrî (k.s) şöyle diyor:
"islam dini devam ettiği müddetçe, her devirde, sûfi taifesinden ilmi ile amil hali ile kamil, zamanının ulema ve ümerasının kendisine boyun eğeceği bir mürşit muhakkak bulunur.
Büyük arif İ. Hakkı Bursevî'nin (k.s) (1 137/1 724) şu tespiti çok ilginç:
'Hz Adem (a.s) ile başlayan Allah'ın yeryüzündeki halifeliği, Hz. İsa'nın - zamanda yeryüzüne inmesi ile sona erer. O zaman kadar Allahu Teala, hazinelerinin özel mühür ve şahıslarla muhafaza edildiği gibi, âlemi her asırda
halifesi olan kutub makamındaki insan-ı kamil ile muhafaza eder.
Allame Âlûsî (rah.) (1270/1853) der ki:
"Hz. Peygamberin (s.a.v) fiilen nübüvveti kesilmiştir, fakat onun kıyamete kadar gelecek gelecek ümmetiyle alakası kesilmez. Ümmeti içinde nice kamiller, ruhaniyet ve uyanıklık hâlinde kendisiyle görüşüp ondan ilim ve feyz alırlar.
Bir çok ehlullahın bu konuda tecrübe ve şahadeti mevcuttur. Bu tür bir görüşme ancak Hz. Peygamber'in (s.a.v) şeriatından kıl kadar ayrılmayan kamillere nasip ve mümkün olur.
Kamil insanların Efendimizle manevi, kalbî bağı ne kadar kuvvetli olursa bu tür görüşmeler de o derece kuvvetli olur."
Kaynaklarıyla Tasavvuf 1-(dr dilaver selvi) semerkand yayınları s.128-129-130-131
Binbir Damla
- Büyük İslam İlmihali
- Yasin - i Şerif
- Kur'an - ı Kerim Meali Sesli
- Kur'an - ı Kerim Oku ve Dinle
- Kur'an - ı Kerim Dinle
- Kur'an - ı Kerim Meali
- Esma - i Hüsna
- Hadis-i Şerif
- Sevgili Peygamberim Sesli
- Semerkand Tv Canlı İzle
- Peygamber Efendimizin (S.a.v.) Şemaili
- 2012 Yılı Dini Günler Listesi
- Elif Ba Harfleri
29. Cemaziyelahir 1433
Bir Söz Bir Şiir
![]()
Buluttan Denize bir damla düştü. Damla denizin genişliğini görünce utandı. Kendinin hiç bir kıymeti olmadığını sandı ve, "Denizin olduğu yerde ben ne oluyorum ? doğrusu o varken be yokum " dedi. Damla kendisini böyle hor görünce bir sedef onu yuttu, sulara karışıp telef olmadı. Senedef onu bağrına basarak naz ile besledi, felek onun işini öyle güzel yürüttü ki padişahların taçlarına layık çok kıymetli iri bir inci oldu. damla alçak gönüllülüğü sayesinde çok değer kazandı, yokluk kapısını çaldığı için varlık buldu.
![]()
Büyüklerden İnciler

Gavs-ı Bilvanisi (ks.) hatmedeki sır ve şeref ile iligli bir sohbetinde şöyle buyuruyor;
“İnsanlar, bir araya gelip hatme/zikir yapmanın faziletini bilselerdi, hasta ya da sakat olsalardı bile yinede sürünerek hatmeye gelirlerdi. Çünkü hatmenin manevi reisi Resul-i Ekrem Efendimizdir(s.a.v).O bir meclise manen şeref buyurur ve oradakilerin dileklerini Allah Teala’ya ulaştırır.Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) ilahi huzura arz ettiği geri çevirilir mi?”

Ayet-i Kerime
![]()
Ey iman edenler! Cuma namazına ezan ile çağırıldığınız zaman derhal Allah'ı zikretmeye (hutbe ve namaza) gidin, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. Namaz tamamlanınca yeryüzüne yayılın, işinize gücünüze gidin, Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Felaha ermenizi ümid ederek Allah'ı çok zikrediniz. (Cuma, 62/9-10)
ESMA-UL HUSNA
Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?'' "Evet ey Allah'ın Resülü söyleyin!''dediler. Bunun üzerine saydı:"Zahmetine rağmen abdesti tam almak.
Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır." (Müslim Tahâret 41 (251); Muvatta Sefer 55 (1161); Tirmizi Tahâret 39 (52); Nesâi Tahâret 106.)





