BinbirDamla.CoM

Kutlu Doğum Haftası

"Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107) Yapılan hiçbir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir. Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği

 

Devamını oku...

Mar10 Demo Image

Üç Aylar ve Fazileti

22 Mayıs 2012 Salı Üç Ayların  Başlangıcı İslam`ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları.
Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.

 

Devamını oku...

BinbirDamla.Com Mail Grubuna Abone Ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Nereden Gelip Nereye Gidiyorsun ?

BinbirDamla.CoM

“Şu üç soru herkesin boğazında düğümleniyordu. Hiç kimse bu sorulara cevap bulamıyordu. Bütün akıllar bu sorular karşısında suskun kalmıştı.

Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” Gerçekten insan nasıl bir varlıktı, nereden geliyordu, nereye gidiyordu? Çağlar boyu zihinlerde çalkalanan bu hayati sorular, cevabını Peygamberimizin teşrifiyle buldu. O geldi, ezilen, horlanan, itilen, kakılan ve köleleştirilen insanlık başıboşluktan kurtuldu, şerefli ve mükemmel bir varlık olarak yüceldi, gerçek özgürlüğüne kavuştu, Yüceler Yücesinin aziz bir misafiri oldu.

Peygamberimizin doğumu, insanlığın yeniden kendine gelmesi, kendini bulması, kendini tanıması, dünyaya gelişini fark etmesi ve öğrenmesiydi. Onu dünyaya getiren bahtiyar anne, nur bebeğe hamileyken rüyasında ona şöyle seslendiler: “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun.

Onu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olan Allah’a sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.” Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibnâs’ın annesinin gördükleri de çok anlamlıydı: “O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.” Evet, bu müstesna anı dile getiren Mevlid yazarı Süleyman Çelebi bu anı şu beytiyle dile getirmişti: “Hem Muhammed gelmesi oldu yakin Çok alâmetler belürdi gelmedin”

Dünyayı şereflendiren Sevgili Peygamberimizin üzerini o günün bir âdeti olarak büyükçe bir çanakla kapattılar. Araplara göre o devirde, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Nur bebeğin üzerine de bir çanak koydular. Fakat bir de baktılar ki, onun üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu. Bütün bunlar bir hedefi işaretliyordu.

Onun teşrifiyle her türlü küfür ve zulüm, düşmanlık ve kin üzerine kurulan sistemler, her çeşit bâtıl inanç ve âdetler parçalanıp yok olacak; imanın nuru öne çıkacak, barış ve kardeşlik gönüllerde taht kuracaktı. Aynı gece Kâbe’de tapılmakta olan putların çoğunun baş aşağı devrildiği görüldü. Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava’da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü. Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen Mecusi ateşinin söndüğü müşahede edildi. Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen bu zat ateşe ve puta tapınmayı kaldıracak, Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.

Peygamberimiz Hicri takvime göre Rabiülevvel ayının 12. gecesi sabaha karşı dünyaya teşrif etti. Rabiüevvel ilkbahar demektir. O gelince insanlığın zifiri karanlığını ve dondurucu soğuğunu ilkbahara çevirdi. Ve her sene bugün inanan gönüllere baharı yeniden yaşattı. Onun getirdiği sevgi ve şefkat iklimine her zamankinden daha çok muhtaç hale geldik. Hakkın ve hakkaniyetin hâkimiyetine olan ihtiyacımızın daha da önem arz ettiğini gördük.



Mehmet Paksu

Pazartesi, 21 Mayıs 2012  
29. Cemaziyelahir 1433

Bir Söz Bir Şiir

“İnsan bir damla kan ve bin endişedir.” Şirazlı Sâdî. "O bizi anmasaydı biz onu anamazdık" Hz. Mevlâna "Fikrin donmuşsa, düşünemiyorsan yürü, zikret. Zikir fikri titretir, harekete geçirir". Hz. Mevlâna“Ne yalanlarda var ne hakikatte Gözümü yumdukça gördüğüm nakış Boşuna gezmişim, yok tabiatta İçimdeki kadar iniş ve çıkış”  Necp Fazıl K.

Büyüklerden İnciler

Gavs-ı Bilvanisi (ks.) hatmedeki sır ve şeref ile iligli bir sohbetinde şöyle buyuruyor;

“İnsanlar, bir araya gelip hatme/zikir yapmanın faziletini bilselerdi, hasta ya da sakat olsalardı bile yinede sürünerek hatmeye gelirlerdi. Çünkü hatmenin manevi reisi Resul-i Ekrem Efendimizdir(s.a.v).O bir meclise manen şeref buyurur ve oradakilerin dileklerini Allah Teala’ya ulaştırır.Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) ilahi huzura arz ettiği geri çevirilir mi?”

Ayet-i Kerime

“İnsanlar yalnız “iman ettik” demekle, hiç imtihân edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar? Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri imtihan ettik. Elbette Allah (imtihan ederek), doğru söyleyenleri de bilir, yalancıları da bilir”(Ankebut, 29/2-3-

ESMA-UL HUSNA

 

Allah Teala, ümmetimin söylemedikleri veya yapmadıkları müddetçe içlerinden geçirdikleri kötülükleri bağışlamıştır” buyurdu.  Sahih-i Müslim: 181