BinbirDamla.CoM

Kutlu Doğum Haftası

"Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107) Yapılan hiçbir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir. Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği

 

Devamını oku...

Mar10 Demo Image

Üç Aylar ve Fazileti

22 Mayıs 2012 Salı Üç Ayların  Başlangıcı İslam`ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları.
Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.

 

Devamını oku...

BinbirDamla.Com Mail Grubuna Abone Ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Mevlid Kandili

BinbirDamla.CoM

MEVLİD KANDİLİ

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)  İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise

 

bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır.Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

 


O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:



"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki  daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler."
(Âl-i İmrân, 164)

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.

O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:



"Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler."
(Sebe, 28)

İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır.  O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı. (Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

 

 

 

 

 

 

Pazartesi, 21 Mayıs 2012  
29. Cemaziyelahir 1433

Bir Söz Bir Şiir

Bu benim öyle bir kardeşimdir ki O’nu annem dünyaya getirmemiştir. Babamın, amcamın soyundan da değildir. Ama ona canım fedadır.”  Bir çocuk ağzından dökülen, çocukça dizelerdir bunlar. Lakin büyük şeyler söyler.Büyük şeyler görür, büyük şeyler gösterir. Çocuk gözlerle gördü, çocukken gördü. Çocuk kalbiyle sevdi, daha çocukken sevdi. Gün geldi sevgisi, hürmeti, hizmetiyle felah buldu. Kendisiyle birlikte binlerce insan felah buldu. Aynı anda iki hürriyete kavuştular

Büyüklerden İnciler

 


Her ne olursa olsun, karşınıza her

ne güçlük çıkarsa çıksın, ilmi ve

onunla ameli asla terketmeyiniz.


Seyyid Emir Külal (k.s)

Ayet-i Kerime

O’nun ilminden, kendisinin dilediğinden başka bir şey kavrayamaz. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları korumak kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.”                                 [Bakara:  Süresi 255]

 

ESMA-UL HUSNA

Ayrılırken Selam Vermek (Bir Kimsenin Meclisten Kalktığı Bir Veya Daha Çok Arkadaşından Ayrıldığı Zaman Selâm Vermesinin Müstehap Olduğu) Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Sizden biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir.”[1] * Bir yere girerken ve çıkarken selam verilmesi peygamberimizin hem sözüyle hem de davranışıyla öğrendiğimiz sünnetlerdendir. Her ikisi de fazilet ve sevap yönünden birbirinden farklı değildir. Bu selam vermeler müslümanlar arasında iyi ilişkilerin geliştirilmesi ve devamını sağlayan ahlaki kurallardandır. İlk gelindiğinde verilen selam gelen kişinin iyi niyet ve hayır için geldiğinin ve kötülük ve şer bulunmadığının bir ilanıdır. Ayrılırken verilen selam ise kendisinin o kimseler yanında bulunmadığı sürece hem kendi kötülüklerinden hem de her türlü kötülüklerden emniyette olmaları arzusunun bir ilanı olduğunun işaretidir. Böylelikle iki selam arasında bir fark yoktur. [2]