Kutlu Doğum Haftası
"Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya Suresi, 107) Yapılan hiçbir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir. Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği
Devamını oku...
Üç Aylar ve Fazileti
22 Mayıs 2012 Salı Üç Ayların Başlangıcı İslam`ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları.
Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.
Devamını oku...
Kurban Nedir ?
Kurban Nedir ?
Kurban, kelime anlamı ile yakınlaşma demektir. Buradan hareketle, kurban kesmek; Allah’a yakınlaşma gayesiyle, O’nun verdiği mallardan, kurban edilmesi mümkün olan birini, yine O’nun rızası için boğazlamak demektir.
Kurbanın dini dayanağı nedir?
Kurban kesmek, ilk insanla beraber başlamıştır. Hz.Adem’in çocukları Allah için kurban kesmişlerdi, ama birisinin niyeti halis olmadığı için onun kurbanı kabul edilmemişti. Kardeşinin kurbanı ise kabul edilmişti. Diğeri de onu kıskanmış ve öldürmüştü. Bu olayı bize Kur’ân-ı Kerim nakleder. (Mâide 5/27) Buradan hareketle kurbanda asıl olanın Allah rızası için kesme olduğunu da anlıyoruz.
Bunun dışında Kur’ân-ı Kerim’de pek çok yerde çeşitli vesilelerle önceki peygamberlere emredilen kurbanlardan, hacda kesilecek kurbanlardan söz edilir. Bütün dinlerde kurban vardır. Nihayet Kevser Suresi’nde ise Hz. Muhammed’e hitap edilerek onun ve ümmetinin kurban kesmesi emredilir. Hz. Peygamber de Medine’de sürekli kurban kesmiş ve hacda ise, muhtemelen altmış üç yıllık ömrünü esas alarak, 63 tane kurban kesmiştir.
İbn Mâce’nin naklettiği hasen derecesinde bir hadisi şeriflerinde ise: “Kim imkan bulur da kurban kesmezse bizim namazgahımıza yaklaşmasın” buyurmuştur.
Kurban kesmenin dini hükmü nedir?
Kevser Suresi’ndeki emrin bir başka manaya da gelme ihtimalinden ötürü, alimlerin çoğu kurbanın kesin bir farz olmadığı kanaatine varmışlardır. Hanefiler ise bu emrin, kesin yapılması gereken bir talepte bulunduğu, ancak bu farklı yorum ihtimaline bakarak buna inanmayanın dinden çıkmayacağı kanaatine varmışlardır. Böyle yapılması kesin olarak istenen, ama mahiyeti konusunda başka yorumlar da yapılabilecek şeyler için Hanefîler “farz” değil de “vacip” kavramını kullanırlar. Bu sebeple kurban Hanefilere göre vaciptir. Yani imkanı olanlar onu kesmelidirler ama bunu başka yorumlara bakarak yumuşatmakta serbesttirler.
Şafiilere göre ise kurban sünnettir, ama sıradan bir sünnet değildir. Yapılması gereken bir sünnettir, yani “sünneti lazıme” dir.
Müslim şöyle nakletmiştir. “Allah Rasulü Medine’de kurban bayram namazını kıldırmıştı. Bazı insanlar acele davranıp kurbanlarını kestiler. Hz. Peygamber’in kestiğini zannetmişlerdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) kendinden önce kesenlerin tekrar kurbanlarını kesmelerini emretti. Eğer kurban sadece isteyenlerin kesecekleri bir ibadet olsaydı, onların iade etmelerini emretmezdi.”
Sonuç: Hanefîlere göre kurban kesmek vaciptir, kesmeyen günahkar olur. Şafiîlere göre kesmek sünnettir, kesmeyen günahkar olmaz.
Kurban ne için kesilir?
Hac Suresi’nde Allah (cc): “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz; ama sizin takvanız Allah’a ulaşır.” (22/37) buyuruyor. Buna göre, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban malperestlik duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir.
Kimler kurban kesmelidir?
Kısaca hali vakti yerinde olanlar, yani zenginler kurban keserler. Bunun ölçüsü ise temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, kendisini zengin kılacak kadar malı mülkü bulunmaktır. Böyle olan malın mülkün üzerinden, zekatta olduğu gibi bir yıl geçmesi de gerekmez.
Binbir Damla
- Büyük İslam İlmihali
- Yasin - i Şerif
- Kur'an - ı Kerim Meali Sesli
- Kur'an - ı Kerim Oku ve Dinle
- Kur'an - ı Kerim Dinle
- Kur'an - ı Kerim Meali
- Esma - i Hüsna
- Hadis-i Şerif
- Sevgili Peygamberim Sesli
- Semerkand Tv Canlı İzle
- Peygamber Efendimizin (S.a.v.) Şemaili
- 2012 Yılı Dini Günler Listesi
- Elif Ba Harfleri
29. Cemaziyelahir 1433
Bir Söz Bir Şiir
![]()
Bu benim öyle bir kardeşimdir ki O’nu annem dünyaya getirmemiştir. Babamın, amcamın soyundan da değildir. Ama ona canım fedadır.” Bir çocuk ağzından dökülen, çocukça dizelerdir bunlar. Lakin büyük şeyler söyler.Büyük şeyler görür, büyük şeyler gösterir. Çocuk gözlerle gördü, çocukken gördü. Çocuk kalbiyle sevdi, daha çocukken sevdi. Gün geldi sevgisi, hürmeti, hizmetiyle felah buldu. Kendisiyle birlikte binlerce insan felah buldu. Aynı anda iki hürriyete kavuştular
![]()
Büyüklerden İnciler
![]()
İnsan biraz düşünecek olsa, imann nimetinden daha büyük bir nimetin olmadığını hemen anlar. Zira iman , insanın ebedi cehennem azabından kurtulmasıdır.
S. Muhammet Raşid Erol (k.s.)
![]()
Ayet-i Kerime
![]()
Ey iman edenler! Cuma namazına ezan ile çağırıldığınız zaman derhal Allah'ı zikretmeye (hutbe ve namaza) gidin, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. Namaz tamamlanınca yeryüzüne yayılın, işinize gücünüze gidin, Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Felaha ermenizi ümid ederek Allah'ı çok zikrediniz. (Cuma, 62/9-10)
ESMA-UL HUSNA
Birgün Yahudinin biri, iki yalancı şahit buldu ve Peygamber efendimize gidip dedi ki: - Yâ Muhammed! Eshâbından şu zât, benim devemi çaldı. İşte şahitlerim de burada. Peygamber efendimiz şahitlere sordu; “Doğru” dediler. Eshâb-ı kirâmdan olan o zâtı çağırtıp, buyurdu ki:- Bak hakkında şikâyet var. - Ne oldu yâ Resûlallah? - Sen bu gece bir deve çalmışsın. - Ben mi, kimin devesini? - İşte bu Yahudinin devesini. - O deveyi ben satın aldım, çalmadım yâ Resûlallah. - Peki, senin şahidin var mı deveyi satın aldığına dair? - Yâ Resûlallah ben yeni aldım daha deveyi, gören yok, bilen yok. - Bu şahitler, devenin Yahudinin olduğunu söyledi. Onun için deve Yahudiye verilecek. O mübârek zat Peygamber efendimizden rica etti: - Yâ Resûlallah! Bana biraz müsaade eder misin? Sonra mescidin bir köşesine gidip, 2 rekât namaz kıldı, elini açtı ve şöyle duâ etti: “Yâ Rabbî, ben her gece yatağa yatmadan, uyumadan evvel Cenâb-ı Peygamberimize, 10 salevât-ı şerîfe okurum. Yâ Rabbi! Eğer bu senin indinde makbul oldu ise, kabul oldu ise, beni bu sıkıntıdan kurtar! Bu deveyi ben satın aldım, ama şahitler Yahudinin olduğunu söylüyorlar.” O kişi geri geldiğinde, deve ayağa kalktı ve anlaşılır bir lisanla dedi ki: “Yâ Resûlallah! Bu Yahudi yalan söylüyor. Ben bu zatın devesiyim.” Deve konuşunca, “Deve nasıl konuşur?” diyen Yahudi ve şahitler korkup kaçtılar. Onlar gittikten sonra Peygamber efendimiz, sebebini sorduğunda şöyle cevap verdi: - Yâ Resûlallah! Benim bir âdetim var. Her gece yatmadan evvel size 10 defa salevât-ı şerîfe okurum. Allahü teâlâ bu 10 salevât-ı şerîfeyi kabul etti ve deveyi size söyletti. Peygamber efendimiz buyurdu ki: - Sen ki, bana her gece 10 salevât-ı şerîfe okuyunca, Allahü teâlâ dünyada iken seni bu sıkıntıdan kurtardığına göre, ahirette de Cehennemde yanmaktan kurtaracaktır.





